ÇİN MALI ALMA

DOĞU TÜRKİSTAN ÖZGÜR KALANA DEK ÇİN MALI ALMA

AKADEMİSYENLER BİRLİĞİ'NDEN ÇİN'E KINAMA

e-Posta Yazdır PDF


Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1990’lı yıllardan itibaren Doğu Türkistan’da uygulaya geldiği eğitim politikası, Uygur Türklerinin eğitim ve hayata aktif katılım haklarını ve imkânlarını kısıtlayıcı sonuçlar doğurmuştur. Çünkü “Çift Dilli Eğitim” projesi, Doğu Türkistan yerli halkının kendi dilinde eğitim ve öğretim görme hakkını en aza indirmiştir. Çin 1984’te kendi çıkardığı Özerk Bölge Yasası’na aykırı olarak, önce üniversitelerde, sonra lise, ortaokul ve ilkokullarda Türkçe eğitimi fiilen yasaklamış durumdadır.

Bu politikaların doğal bir sonucu olarak Uygur halkı, kamu kurumlarından, üniversitelerden ve diğer eğitim kurumlarından “Çinceyi iyi bilmiyor” denilerek atılmış veya erken emekli edilmiştir. Uygur gençleri de kamu güvenliği bahane edilerek devlet hizmetlerinden uzak tutulmuş, yaklaşık yirmi yıldır, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kamu kurumlarına ve devlet destekli büyük şirketlere göçmen Çinliler alınmıştır.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, “iş adamı” kılığında insan tacirleri, Doğu Türkistan’ın güneyindeki fakir ilçelerden, 15–20 yaş arasındaki kız çocuklarını, yer yer devlet desteği ve zor kullanarak, işe yerleştirme bahanesiyle Çin’in iç bölgelerindeki fabrikalara götürmüş, gitmeyenlerin aileleri takibata uğramış, gidenler ise insanlığa yakışmaz zor şartlarda çok düşük maaşlarla çalıştırılmış ve Uygur halkının ahlaki telakkilerine aykırı hayat tarzlarına zorlanmıştır. Bu kızlar arasında, tecavüz edildikten sonra organları alınarak sokaklara bırakılanların da var olduğu bilinmektedir.

Çin’in Guang-dong eyaletinin Şao-guan bölgesindeki bir oyuncak fabrikasında istihdam edilen 600 Uygur kızı, çevredeki Çinli erkek işçiler tarafından taciz edilince o bölgede bulunan Uygur Türkü erkekler ile Çinli işçiler arasında tartışma yaşanmış, bu tartışma güvenlik güçlerinin devreye girmesiyle yatıştırılmış; ancak üç gün sonra, bu bölgenin Çinli gençleri her çeşit kesici aletler ve dikenli demir sopalarla (26 Haziran yerel saatle gece saat 02.00’de), Uygur işçilerin kaldığı yatakhaneye saldırmış; Çin kaynaklarına göre iki, mağdur olan Uygur Türklerinin ifadelerine göre 60 Uygur genci bu saldırıda hayatını kaybetmiştir. Sözü geçen fabrikada çalışan 600 Uygur gencinin akıbeti de hala bilinmemektedir. Olayla ilgili olarak, bugüne kadar geçen iki haftayı aşkın zaman içinde resmi takibat yapılmadığı ve suçluların ettiklerinin yanına kaldığı; Uygur Özerk Bölgesi’nin her tarafında, bütün bu olanların bir infiale yol açtığı anlaşılmaktadır.

Urumçi’deki olayları tetikleyen görünür sebep budur.Urumçi olaylarında Çin Makamları, sokak hareketlerini güvenlik güçleriyle kontrol etmek yerine, gösterici grubun üzerine ateş açarak çok sayıda Uygur’un hayatını kaybetmesine sebep olmakla birlikte infial halindeki Uygurların üzerlerine göçmen Çinlilerin saldırmasını organize etmiş görünmektedir.

Bu organizasyonun bir parçası olarak, Urumçi’nin Ergong semtinde toplanan 4000 kadar Çinli, 6 Temmuz akşam saatlerinde Xinjiang Tıp Üniversitesi’ne baskın yapmış; burada çok sayıda Uygur öğrenciyi linç etmiş; döverek öldürdükleri iki Uygur kız öğrencinin kafalarını keserek naaşlarını üniversite yerleşkesi içindeki ağaç sütuna asmışlardır. Bölgeden alınan haberlere göre Urumçi’deki traktör fabrikasına baskın düzenleyen başka bir grup Çinli, 200 Uygur’u linç etmişlerdir. Başka münferit olaylarda öldürüldüğü anlaşılan yüzlerce Uygur’un olduğu anlaşılmaktadır.

Bağımsız kaynaklara göre bugüne kadar ölenlerin sayısı 800’ü (Çin’in resmi kaynaklarına göre 184), yaralananların sayısı da 2000’ni (Çin’e göre 1080) geçmiştir. Tutuklananların sayısı şimdiden 1500’ün üstündedir. Kayıpların sayısı ise bilinmemektedir. Urumçi dışında, Gulca, Aksu, Kaşgar, Hoten gibi diğer büyük Uygur şehirlerindeki bilinen gerginliklerden kaynaklanan insan kaybı bilançosu meçhuldür ve uluslar arası medyanın bu bölgelerde haber yapma imkânları yasaklanmış, bu bölge, Çin makamlarınca, dünya kamuoyunun gözlemlerine kapatılmıştır.

Bütün bu insan kayıplarının, etnik çatışma görüntüsü altında ortaya çıkmış olması kaygı vericidir.

Akademisyenler Birliği olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur Türklerine yönelik uygulanmakta olan böylesine ağır zulüm, baskı ve şiddeti kınıyor bunun hemen durdurulmasını Uygur Türklerinin akrabaları olarak istiyoruz.

Dünya kamuoyuna saygı ile duyururuz.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile